SELAMLAR SEVGİLER DEĞERLİ OKUYUCULARIM.
Ne zaman sıkıntıya düşsem, kendime daha kötü durumda olanları örnek alır ve halime şükür ederim.
Bilirim ki sahip olduğum değerler çok kıymetlidir. Yok olana üzülüp sızlanmaktansa var olana şükredip mutlu olurum. Bu benim hayat felsefemdir. Ayaklarımın üzerinde sağlam durabiliyorsam ve yaşamdan keyif alıyorsam , hep bu sebepledir.
Etrafımda sorunlu mutsuz insan gördüğüm zaman anlatacak çok güzel hikayelerim vardır. İsteyen örnek alır .
Bu paylaşacağım hikayenin kahramanı bir küçük kızdır. Ülkemizin bir çok yerinde buna benzer yaşamı olan çok kızımız olduğunu biliyorum. Hayatını örnek alıp sunduğum bu kızımızın azmi , halinden şikayet edenlere tavsiye olunur.( olayımızın kahramanlarının isimleri değiştirilmiştir..)
Okuma aşkıyla yanıp tutuşan Küçük kızın yaşadığı köyde Ortaokul yoktu . O ortaokula , Liseye Hatta üniversiteye gidip mühendis olmak istiyordu..Kendi küçücük ama hedefleri kocamandı. Okula gitmek için babasına yalvaran kızının ısrarlarına ve kararılığına dur diyemeyen babası komşu bir ilçede yaşamakta olan amcasının yanına gönderdi Emineyi..Ancak onunda maddi durumu çok iyi sayılmazdı ,birer ikişer yaş aralıkla dünyaya gelmiş 6 çocuğu vardı amcasının...
Yeni geldiği ortamın olumsuzlukları , küçücük omuzlarına aldığı ağır sorumluluklar yıldırmadı Emine'yi. Oldukça Hassas olan küçük kız amcasına ve yengesine yük olmamak için evde her işi üstlendi... Kuzenlerinin bakımına, evin temizliğine , akşam bulaşıklarına kadar.....Çünki ; akşam bulaşıklarının yıkanması artık Emine'ye aitti..
....Bu kadar işin arasında, ailesine duyduğu özlem ve yalnızlık duygusu arasında derslerine daha bir hırsla sarıldı..Hiç halinden şikayet etmedi....
Zayıf, minyon yapılı , zarif yüzüne yakışan çilleri olan şirin bir kızdı. Öyle güzel gözleri vardı ki; bakan ışıltısına hayran olurdu. O güzel gözlerinde hep bir hüzün vardı...sonradan öğrendim ki o hüzünün sebebi ailesinden , kardeşlerinden uzak kalmaktanmış...
Bir gün okul arkadaşı" Yarın yazılımız var ,ders çalışalım mı?" diye sordu. o "şimdi olmaz evin işleri var .Onları bitirmeden derse oturamam " dedi. Emine'nin durumunu bilen arkadaşı merakla sordu: " Bu kadar işi yaptıktan sonra yorulacaksın , Ne zaman ders çalışacaksın?" deyince .....
" Ben amcamlarda kalıyorum. Okuldan gelir gelmez yengeme ev işlerinde yardım etmem gerekiyor.( O kendini sorumlu hissediyordu ). ama dersimi ihmal etmiyorum. Çünki ben bu kadar sıkıntıya okuyabilmek için katlanıyorum. Yazılım olduğu zaman o dersin notlarını iri harflerle yazıp, yattığım odanın alçak olan tavanına yapıştırıyorum.Sırt üstü yatarken uyuyana kadar ancak böyle ders çalışıyorum. Bazen rüyamda bile ders çalıştığım olur takıldığım yerde uykudan uyanır kitaba bakarım."dedi....
İşte öylesine azimli ve sorumluluk sahibiydi bu güzel gözlü narin kız....
Ve azimle, zayıf omuzlarına yüklenen ağır sorumluluk duygusuyla okudu Emine. Hiç bir sıkıntı onun okuma azminin önüne geçemedi.
Emine şimdi endüstri mühendisi ... İşinde de oldukça başarılı ve seviliyor.
Bu hikayemin kahramanı gerçektir. Ben onu tanımaktn dolayı çok mutluyum. Kesişen yollarımız yıllar öncesinde kalsa da biz birbirimizi hiç unutmadık...
Olur olmaz şeyleri dert edinen, halinden şikayet edip onu bunu suçlayan gençlerimiz okusunlar diye yazdım.
Siz azim ettikçe başarırsınız. Yoksa zorla olmaz.
Rahmetli anneanneciğimin dediği gibi " sokma akıl iki adım gider ." Siz siz olun okuldaki başarısızlığınıza kılıf bulmayın. Sorun kendinizde, çözümü de kendinizde...
Yaşamınızda başarılar dilerim...
