Araç yok, Yayan yola koyulurlar.. Dinlene dinlene, büyük şehire gelirler. Askerdeyken şehir gördükleri için şaşırmazlar ama kalabalık şehirde işe nereden başlayacaklarını bulamazlar ..
Sonunda şöyle bir fikir atar Hüseyin " biz ikimiz birlikte başarılı olamayız. Sen şehrin doğusuna bende batısına gidelim. Allah ne verdiyse çalışıp paramızı biriktirelim , seneye bugün bu saatte burada buluşup köye beraber dönelim " demiş..
Hüseyin ve Recep orada helalleşerek ve buluşmaya söz vererek ayrılırlar...Biri doğuya diğeri batıya yol alır ve iş aramaya başlarlar..
Hüseyin çalışkan bir adamdır.., paranın azına çoğuna bakmadan bulduğu her işte çalışır..Badana boya işi yapar, odun keser, bahçe kazar. Evlatlarının Hasreti içinde çığ gibi büyürken onlara kavuşmanın arzusu ile her bulduğu işe dört elle sarılır.. Kazandığı kuruşu israf etmez biriktirir .. Biriken parasını sayar ve çok mutlu olur Hüseyin. .Hem hasrete hem yorgunluğuna değecek parayı toplamıştır ve köye dönmenin zamanı da gelmektedir..
Büyük şehirin Doğusuna Giden Recep ise Tembel , iş beğenmeyen bir adamdır. Birçok işi parası az diye beğenmez, kazandığını da o gün yer tüketirmiş. Yaptığı işleri doğru dürüst yapmadığından kimse işini beğenmez olmuş ve Recep zamanın çoğunu boş boş gezip gün bulup gün yiyerek geçirmeye başlamış. Haliyle boğaz tokluğuna çalışan , İş beğenmeyen tembel huysuz Recep hiç para biriktirememiştir..
Recep ile Hüseyin sözleştikleri gibi buluşma yerine gelmişlerdi. Hüseyin çok mutludur ve İçi içine sığmaz. bir haldedir.. Çünki Eşini, Çocuklarını, köyünü çok özlemiştir. Her sıkıntıya düştüğü anlarda ailesinin sevinçlerini hayal edip güç bulmuştur..Kazandığı parayla onlara hediyeler almıştır. Aldığı hediyeleri evdekilere verdiğinde yaşanacak sevinçli ortamın hayalini kurmaya başlamıştır Hüseyin.
Recep düşüncelidir..Sorarlar birbirlerine " eee! ne yaptın bunca zaman ? Ne kadar para kazandın."
Hüseyin " Çok çalıştım.İlk günler iş bulamadım kaç gece aç yattım .Ama hep çocuklarımın hayali bana güç verdi. Üçe beşe bakmadan her bulduğum işte çalıştım Allah!a şükür .Para da biriktirdim. Bize yeter.. Tohum almak için, gübre almak için, çocukların okul ihtiyacı için yeterde artar bile " diyerek şükür eden Hüseyin'e bakar Recep ve der ki" Ben senin kadar şanslı değildim. yarı aç yarı tok geçirdim zamanlarımı ve para biriktiremedim .Sen kazandığının yarısını bana ver de eve elim boş gitmeyeyim " der..
Hüseyin önce şaka zanneder Recebin sözlerini Ama Recep çok ciddidir ve arkadaşı Hüseyin'in bin bir zorlukla biriktirdiği parasını istemektedir. Tabi karşı çıkar öfkelenir Hüseyin. Tembel , Kötü kalpli Recep Hüseyin'e saldırır " ya paranı ya canını " der. Bu arada oldukça yol almışlar köye de yaklaşmışlardır. Köyün yakınlarında bulunan çeşmenin yanında duran iki arkadaş kavgaya tutuşurlar ve Recep Hüseyin öldürmeye kalkar. Arkadaşının boğazına hırsla sarılan Recebin gözü dönmüştür.O sırada bir rüzgar çıkar ve bir top diken rüzgarla savrula savrula yanlarına gelince Hüseyin " senin bana yaptıklarına bu diken şahit olsun " der ve canını teslim eder. Recep hemen çeşmenin başında bulunan ulu çitlembik ağacının altına bir mezar kazar ve Zavallı Hüseyin'i alel acele gömer. Paralarını , çocuklarına getirdiği hediyeleri de alır ve köye gelir. Hüseyin'in ailesi koşarak gelirler karşılamaya ama babaları yoktur. Arkadaşının katili Recep , üzüntülü bir ifadeyle " Hüseyin Şehirde öldü. Bunları size getirdim" der . Hüseyin'in ailesine aldığı hediyelerin birazını ve az bir miktar parayı da sanki kendi hayır yapıyormuş gibi onlara verir.
Yıkılmış, perişan olmuştur Hüseyin'in ailesi. Recep'te Hüseyin'den çaldığı paralarla kendine düzen kurmuş rahat bir yaşam sürmektedir.
Birgün evinin camından dışarıyı izleyen Recep , rüzgarla savrularak gelen bir top dikeni görünce gülmeye başlar. Kocasının durup dururken neden güldüğünü merak eden karısı ısrarla sormuş " Recep deliler gibi niye gülüyorsun. Söyle bende güleyim. Ne gördün de güldün böyle ? Hadi söyle bana da " diye ısrar eder. Recep dayanamaz ve yıllar önce yaptığı zalimliği şöyle anlatır " Hani Hüseyinle çalışmaya gitmiştik "diye söze başlar ve Hüseyin'i nasıl öldürdüğünü ve öldürürken de Hüseyin'in böyle bir dikeni nasıl şahit gösterdiğini gülerek anlatır karısına. "Hiç dikenden şahit olur mu? Dili mi var ki konuşup şahitlik etsin " diye de dalga geçer..
Günler geçer ..Recep birgün karısına öfkelenir ve onu dövmeye başlar. Kadın can havliyle kendini dışarı atarken bir yandanda " Katiiil..Bu adam bir katil..Yıllar önce arkadaşı Hüseyin'i Öldürmüş . Şimdi beni de öldürecek ..Yetişin komşular " diye feryat eder. Bu feryat Hüseyin Dul karısının ve çocuklarının da kulağına gelince hemen Jandarmaya haber verilir.
Köye gelen Jandarma Recep'i yakalar ve sorgular. Arkadaşı Hüseyin'i nasıl öldürdüğünü ve nereye gömdüğünü söylemek zorunda kalır..Yıllardır dua edecek bir mezarı bile yok diyerek üzülen Hüseyin'in ailesi hem adaletin yerini bulmasından hem de Babalarının dua edecek bir mezarının bulunmasından dolayı sevinirler..Recep "Dikenin dilimi var .Nasıl şahitlik edecek " diyerek küçümsediği olayda Diken dile gelmiş hemde Recep'in dilinden konuşmuştur...Evet değerli okuyucularım dilsiz sandığınız şeyler dile gelir de farkına bile varamazsınız. Onun için haksızlıktan kaçının.UNUTMAYIN ..YER, GÖK ŞAHİTTİR.....