10 Aralık 2013 Salı
HAZİN BİR GÖÇ HİKAYESİ.
Rahmetli anneannem Hüsniye Ergin Gemici'den aktarılmış gerçek bir hikayedir.
Hüsniye anneannem, adını taşıdığı büyük annesinden dinlediği yaşam öykülerini;zevkle biz torunlarıyla paylaşırdı.
Ben oldum olası geçmiş hikayelerini dinlemeye bayılırdım. Atalarımız kimlerdir, köklerimiz nerelerden geliyor öğrenmek için defalarca anlattırırdım,canım anneannem de hiç sıkılmadan uzun uzun anlatırdı. Mekanı cennet olsun.
En çok Girit'te yaşadıkları sıkıntıları, nasıl kaçmak zorunda kaldıklarını , bu zoraki ayrılığın sonrasında yaşadıkları. İnanın hepsinde ayrı bir hüzün var. Hala düşünürüm ve kafamda canlandırmaya çalışırım yaşananları ama ne mümkün. Hiç bir acıyı yaşayanlar kadar hissedemezsiniz; bu mümkün değil. gelelim hikayemize;
Yıl 1895 1896 larda Girit içten içe kaynamaktaymış. Aynı mahallede doğup büyümüş, aynı okula gitmiş, can ciğer arkadaş sandıkları rumlarda bir tuhaflık varmış. Büyük annem Hüsniye, kızı Saadet ve küçük oğlu Mustafa ile yaşamaktaymış.( dedem hakkında bilgi sahibi olamadım çün ki çok genç yaşta vefat etmiş.) Hüsniye büyük annem ; oldukça esmer tenli ,orta boylu ,erkek gibi bir kadınmış aynı zamanda bir ebe imiş. Oldukça sevilen işini iyi yapan inançlı bir kadınmış. O günlerde için için kaynayan Girit'te bir şeyler olduğunu seziyormuş ama anlam veremiyormuş. Onlara göre bir sıkıntı yokmuş çün ki. Köy evinde; üç beş tavuk , bir kaç inek yetiştirerek yaşamlarını sürdürüyorlarmış. Ama rum çocukları bizimkilerin çocuklarıyla bile oynamaz olmuş.
Bir gece yarısı büyük annemin kapısı çalınmış ,kapıda rum komşusu varmış . Şaşırmış " hayırdır komşu "deyince kapıdaki kadın "aman ebe hanım ocağınıza düştüm , gelin doğum yapıyor ama çocuk ters geliyor, yanındakiler çaresiz , yetiş kurtar gelinimi." deyince nineciğim hiç düşünmeden gece yarısı gidiyor kadınla. Gerçekten de komşu gelin zor bir doğumda. Nineciğim hemen kolları sıvıyor besmele çekip zor durumdaki hamile kadını Allah'ın izniyle kurtarıyor. Sağlıklı bir doğum yapan kadın minnetle nineme teşekkür ederek " sana bir can borçluyum ebe hanım "diyor. Ninemi tekrar eve getirip bırakıyorlar.
Ebelik ninemin işi olduğundan,lohusa kadının sözlerini dikkate almamış.Öyle çok doğum yaptırmış ve o kadar çok bebeler dünyaya getirtmiş ki ; sağlıklı yaptırdığı her doğum onun için ödül gibiymiş zaten.
Aradan bir kaç ay geçmiş. Rum komşular selamı bile kesmişler. Arada buz gibi soğuk bakışmalar.Nihayet bir gece yarısı ninemin kapısı yine çalınmış. Gece yarısı kapı çalınmasına alışık olan ninem , yine bir doğum var galiba diyerek kapıyı açınca, geçenlerde doğumda kurtardığı gelini görmüş kapıda. Şaşırmış, zira gelin tanınmamak için Türklerin giydiği bir feraceye bürünmüş. "Ebe hanım " demiş. " Size can borcumu ödemeye geldim. kaçıp canınızı kurtarın. Bizim erkeklerimiz aylardır silah yapıyorlar, örgütlenmişler.Yakında evlerinize baskın yapıp sizleri öldürecekler. Ne olur kurtarın kendinizi, şimdi onlar silah yapmak için yer altındaki mahzenlerine gittiler , ben de hemen arkalarından çıktım.Tanınmamak için kılık değiştirdim. Hakkınızı helal edin." der ve kaçar.
Ninem duydukları karşısında şok geçirir. İnansa mı inanmasa mı bilemez. Akıllı kadın aylardır bir şeyler seziyor da ne olduğunu anlayamıyordu şimdi düğüm çözüldü der ve sabah olmasını bekler. O günlerde limanda bir Osmanlı gemisi demirlidir. Sabah erkenden gemi komutanına gider durumu anlatır.Komutan emir vermiş , sayım bahanesiyle tek tek evler dolaşılmış. Girit'i terk etmeleri gerektiği yoksa katledilecekleri anlatılmış. İnananlar hemen yükte hafif pahada ağır eşyalarını toplayıp gece olmasını beklemişler.Gece yarısı sessizce evlerinden çıkan rum erkeklerini takip edip hemen arkalarından eşyalarını at arabalarına yükleyip limana gitmişler. Arabalar ses çıkarmasın diye tekerleklere paçavralar bağlamışlar. Zavallı büyük annem yanan ocağa su döküp söndürmüş , neyi var, neyi yok bırakmış, ağlaya ağlaya çocuklarını alıp çıkmış gitmişler.
Tarihe dönüp bakıldığında; kalanlara yapılan katliamın izleri denizin dibinde bulunmuştur. Belgeselde gösterilmiştir.
Ninemlerin ve onlarla beraber kaçan Türklerin ilk durağı İzmir olmuş.
Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. bir sonra ki yazımda; Osmanlı zabiti olan Yüzbaşı arnavut Ali dedemle Saadet ninemin yollarının nasıl kesiştiğini ve nasıl evlendiklerini , neler yaşadıklarını anlatacağım. Saadet ninem rahmetlinin mezarı Pamukova Babam Sultan türbesinin bahçesinde onun annesi Hüsniye ninem rahmetlinin mezarı da Çınardibi camiinin bahçesinde bulunmaktadır.
görüşmek dileğiyle
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ÇOK ACILAR YAŞANMIŞ... OSMANLININ ,DOLAYSIYLA BİZLERİN BAYRAKTARLIĞINI, SERHATLIĞINI YAPMIŞ KAHRAMAN İNSANLARIMIZA MİNNET BORCUMUZ VAR... HEPSİNİN MEKANI CENNET OLSUN...İNŞALLAH.. HAKLARINI BİZE HELAL EDERLER Mİ ? BİLMİYORUM..
YanıtlaSilinşaallah helal ederler. Çabalarımız bu nedenle değil mi? Bu vatan nasıl kazanılmış, ne acılar çekilmiş.Kaprisle keyfe keder uygulamalarla vatan satılıyor kimsenin haberi yok
Sil