8 Aralık 2013 Pazar

           NE OLDUM DEME , NE OLACAĞIM DE


     Rahmetli dedeciğim Ahmet Mithat Gemici'den aktarılan, gerçek bir hikayedir
.
    Dedem , Ankara'da yaşayan kayın biraderi  av. Yusuf Kenan Uysal'ın yanında bir müddet misafir olarak kaldığı dönemlerde boş durmamak için işe girmek istemiş. Kendisi orman işletme çalışanı olduğundan , ağaç dikim işinden anladığını söyleyerek çalışmak istemiş. O günlerde Ankara gençlik parkını ağaçlandırma işi varmış. Ankara Ulus ta bulunan Atatürk Gençlik parkının kurulduğu alan,  bir zamanlar bataklıkmış. Atatürk bu bataklık alanı Ankara'ya kazandırmak için bu parkı inşa ettirmiş. 1936  yılında inşasına başlanan bu muhteşem projenin içinde bulunmak ve çalışmak dedemi  çok heyecanlandırmış ve parkın ağaçlandırma işinde usta başı olarak çalışmaya başlamış.
    Dedem Geyve Kozan Köyünün 20 yıl muhtarlığını yapmıştır. Bu ; uzun soluklu muhtarlık hizmetinde Ankara'da kaldığı dönemlerde  yaşadıklarının olumlu  etkileri olmuştur.Sevgi dolu, merhametli ,dürüst ve çok çalışkan olan dedeciğimin mekanı cennet olsun.
    Ankara Gençlik parkında çalıştığı bir sıra da ; yanına son derece şık lacivert  takım elbiseli, pırıl pırıl parlayan rugan ayakkabılı bir beyefendi gelir. Dedem işçi başı olduğundan işçiler dedeme yönlendirmiştir bu beyefendiyi. Dedem merakla yanına yaklaşıp " buyurun efendim " der nezaketle. Bir yandan soran gözlerle adamın konuşmasını ve neden orada bulunduğunun sebebini öğrenmek ister. Zira böylesine şık bir beyefendinin bu çamurlu ortamda ne işi olabilirdi? Dedem gün görmüş bir adamdı , yavaşça yanına yaklaşan adamın kendisiyle özel konuşmak istediğini anlamış  onu  bir köşeye davet edip çay ikram etmiş.Zavallı adam  nasıl söyleyeceğini bilemiyor utanıp sıkılıyormuş. Dedeciğim ; adamı güler yüzle karşılayıp ikramda bulunduğu için gelen adam ıslak gözlerle " iş arıyorum, nereye başvurduysam iş bulamadım. Ne olur bana iş verin "deyince dedem şaka zannetmiş. Ama adamın yüzündeki ifadeden ciddi olduğunu anlamış. " kusura bakmayın ama burası sizin gibi bir beyefendiye göre değil. Kılık kıyafetinizden okumuş biri olduğunuz anlaşılıyor ama sizi buraya hangi sebepler getirdi anlamadım. " deyince, adam ağlamaklı bir şekilde hikayesini özetlemiş. Bu gelen kişi bir hakimmiş ve suçu olmadığı bir konuda yargılanmaya başladığından işten el çektirilmiş, maaşı ödenmemiş. Geçindirmek zorunda olduğu bir ailesi olduğunu ve ihtiyaçlarını karşılayamadığından bahsetmiş ve " ne iş olsa yaparım "diye eklemiş. Dedem hiç işçiye ihtiyacı olmamasına rağmen bu adama acımış ve işe almış. Zavallı adam öyle sevinmiş ki dedemin ellerine sarılıp öpmek istemiş.
   Ertesi gün herkesten önce işe gelmiş hakim bey. Öyle canla başla çalışıyormuş ki ; kalem tutmaya alışık , elleri kazma kürek tutunca yara olmuş.Kan içinde kalmış .Ellerinin acısından küreği zor tutuyormuş ama pes etmeden çalışıyormuş. Dedem ; hakim beyin gayretini , ellerinin yarasını görünce, ona daha az iş vermiş kollamış onu. Onun yarım kalan işlerine dedem yardım etmiş.
  Bir kaç ay çalışan hakim beyi herkes çok sevmiş. Bir gün dedeme gelip"  Mithat bey, izin istiyorum. yarın   mahkemem var, bana dua edin. Çün ki ; ben suçsuzum ve davamda haklıyım. Allah bana yardım edecektir. Adalet er geç tecelli edecektir." demiş ve  helallik alarak ayrılmış.
   Uzun bir süre görünmeyen hakim beyi herkes merak etmeye başlamış ama kime soracaklar ki.?
    Herkesin işe daldığı bir sırada şık bir araba gelmiş  ve  işçilerin  yanında durmuş. İçinden hakim bey inmiş. Gülen yüzü ve lacivert takım elbise, rugan ayakkabılar ayağında. Bütün işçiler sevinmiş etrafını sarmışlar hakim beyin. Hakim bey çalışanlar için hediyeler getirmiş çay şeker gibi. Dedemi sormuş , hemen dedeme seslenmişler. Dedem hakim beyi görünce çok mutlu olmuş ve davanın sonucunu merak ettiğini bilgi alamadığı için çok endişelendiğini söyleyince hakim bey gülümseyerek " Mithat bey, adalet yerini buldu. Gerçek suçlu ortaya çıktı ve aklandım. hakimliğe geri döndüm birikmiş maaşımı aldım. Sizi merakta bıraktığım için kusuruma bakmayın. İlk fırsatta  geldim" diyerek elindeki paketi dedeme uzatarak eklemiş " sizin hakkınızı nasıl öderim? kimse bana inanmaz ve iş vermezken siz beni açlığa mahkum olmaktan kurtardınız. Size borcumu ne yapsam ödeyemem "der. İzin isteyerek " işe dönmem lazım, adresimi elinizdeki pakete koydum beklerim "diyerek veda eder.
    Dedem merakla paketi açınca çok şaşırır ve sevinir. Paketin içinde lacivert bir takım elbise ve bir çift rugan ayakkabı çıkar. içinde bir not vardır. Notta " Mithat bey, naçizane hediyemi kabul edin. Zira bunlar sizde olduğu müddetçe beni ve yaşadıklarımı unutmazsınız. Sizin yardımınızla ayakta durdum ve sohbetlerinizle yüreklendim , korkularımı yendim. Desteğinizi, İnsanlığınızı unutmayacağım. Beni de bir kardeşiniz olarak kabul edin. saygılar"
    Evet değerli dostlarım. Unutmamamız gereken " NEYDİM , NE OLDUM , NE OLACAĞIM.?"
    İnsanız, her şey bizim için. Başımıza ne gelirse gelsin dürüst ve çalışkan olursak herşeyin üstesinden geliriz.
    saygılar.
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder